sloganimg

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

İzak Rabin

(1922 - 1995)

HAYATI

İzak Rabin, İngiliz Manda İdaresi altındaki Filistin’de, Nehemiah Rabin ve Rosa Cohen’in çocuğu olarak 1922 yılında dünyaya geldi. Ailesi, İsrail’e "Üçüncü Göç" ile geldi. Babası Nehemian Rubitzov, Ukrayna’daki Sydorovychi köyünde 1886 yılında dünyaya geldi.[1] Babası genç yaşta öldüğünden Nehemiah, erken yaşta çalışarak ailesine destek vermek zorunda kaldı. 18 yaşında Amerika’ya göç eden Nehemiah, Paole Zion partisine katıldı ve soyadını Rabin olarak değiştirdi. 1917 yılında, Yahudi Birliği’nden gönüllü bir grupla Filistin’e gitti.

İzak’ın annesi Rosa Cohen, 1890 yılında Mohilev, Belarus’ta dünyaya geldi. Bir haham olanve Siyonist harekete karşı çıkan babasıRosa’yı Homel’de bulunan bir Hıristiyan okuluna gönderdi. Siyasete ilgi de duyan anne Rosa Cohen, 1919 yılında Filistin’e giden ve kibbutzlarda kalan Rosa, bir süre sonra da Kudüs’e taşındı 

Kudüs’te doğan İzak Rabin, ailesi, o daha bir yaşındayken Tel Aviv’e taşınmıştı. 1940 yılında Kadoori Tarım Lisesi’nden iyi bir dereceyle mezun oldu.Ancak, ilerde İngiltere’de aldığı birkaç askeri strateji dersinden başka herhangi bir lisans eğitimi almadı.

Rabin 1948 yılında Arap-İsrail Savaşı esnasındaLeah Rabin ile evlendi. Leah, Palmach adlı bir gazete için muhabirlik yapmaktaydı. Evliliklerinden Daila ve Yuval adında iki çocukları oldu. Amerikalı diplomat Dennis Ross’a göre Rabin, dindar değildi ve hatta İsrail’in tanıdığı en laik insanlardandı.

ASKERİ DÖNEMİ

Rabin 1941 yılında, RamatYohanan kibbutzundaki pratik eğitimi esnasında,  Yahudi yerleşim alanlarını korumak için kurulan Haganah adlı paramiliter örgütün Palmach (atak güçlerine) bölümüne katıldı. Palmach altında ilk katıldığı operasyon, 1941 Haziran’daki Vichy Fransa’sının yönetimi altında olan Lübnan’ın, müttefik güçler tarafından işgaliydi.

Savaşın sonunda Haganah örgütü ve İngiliz otoritelerinin arasındaki ilişki gerginleşti. Bu gerginliğin en büyük nedenlerinden biri, İngiliz yönetiminin denge politikası kapsamında Yahudi göçmenlere olan tavrıydı. Rabin 1945 yılında,  Hayfa’nın 20 km. güneyindeki Atlit Kampında tutulan, 2.Dünya savaşında Avrupa’dan kaçan ve yasa dışı yollardan Filistin’e gelen Yahudi göçmenlerini özgür bırakmayı amaçlayan projenin liderliğini yaptı. Kara Şabat’ta İngiliz manda yönetimi, Yahudi kurumlarının liderlerine karşı büyük bir operasyon düzenledi veİzakRabin bu kapsamda beş ay tutuklu kaldı. Rabin, serbest bırakıldıktan sonra ikinci Palmach Taburu'nun başına geçti ve 1947’de Palmach’ın Operasyon Şefliği'ne yükseldi.

1948 Arap-İsrail Savaşı esnasında Rabin, Kudüs’teki operasyonları yönetti ve Necef’te Mısır Ordusuyla savaştı. Savaşın başında Rabin, Harel Tugayı'nın komutanıydı ve bu Tugay kıyı düzlüğünden Kudüs’e giden yolda savaştı. İlk ateşkes esnasında, İsrail Savunma Kuvvetleri (ISK) ve Irgun arasındaki çatışmaya katıldı.

İzak Rabin o döneme kadar gerçekleşen en büyük operasyon olan 1948 Temmuz ayında yürütülen Danny Operasyonu'nda yardımcı kumandanlık yaptı ve Ramle ile Lidda şehirleri ele geçirildi. Bu iki şehrin ele geçirilmesinden sonra, Arap nüfusu şehirlerden ayrıldı. Bundan sonra Rabin, güney cephesinde Operasyon Şefi olarak Yoav ve Horev operasyonlarına katıldı.

1949 yılı başında Rabin, Mısır'la Rodos Adası’nda yapılan  ateşkesgörüşmelerinde İsrail'i temsil eden heyette yer aldı. Bu müzakerelerin sonucunda 1949 Ateşkes Anlaşması imzalandı ve 1948 Arap-İsrail Savaşı resmi olarak sona erdi. Savaş sonrasında İzak Rabin, Palmach’ın en kıdemli üyesiydi. 1964 yılında Rabin, Levi Eşkol tarafından İsrail Genelkurmay Başkanlığına atandı. David Ben-Gurion’un ardından Başbakan olan Levi Eşkol, fazla askeri tecrübeye sahip olmadığından İzak Rabin geniş hareket serbestisine sahip oldu.

Rabin’in komutasındaki İsrail ordusu; 1967 yılında, Mısır, Ürdün ve Suriye’ye karşı Altı Gün Savaşı'nda zafer kazandı. Kudüs’ün doğusu 6 gün savaşıyla İsrail tarafından ele geçirildi. Ardından, İzak Rabin geçirdiği sinirsel bir rahatsızlık nedeniyle kısa bir müddet tedavi gördü ve daha sonra İsrail ordusunun başındaki görevine tekrar döndü.

1968 yılında emekliye ayrılan Rabin 27 yıllık askeri hayatına son vererek Washington büyükelçisi oldu. Bu dönemde, ABD ve İsrail arasındaki siyasi ve stratejik ittifakın güçlendirilmesinde büyük rol oynadı. 1973 yılında parlamentoya girdi ve İşçi Partisinden bakan oldu.

1974 yılı haziran ayında ise İsrail’in beşinci başbakanı seçildi. İzak Rabin, başbakanlığı döneminde Yom Kippursavaşı sonrasında Mısır ve Suriye ile ateşkes anlaşması imzaladı.

1984 koalisyon hükümetinde savunma bakanı olan İzakRabin,bakanlık döneminde Lübnan’daki İsrail kuvvetlerini tek taraflı olarak ilan edilen ''güvenlik kuşağının*'' arkasına çekti.

*Güvenlik Kuşağı, Lübnan topraklarının içine düşmektedir. İsrail, kuzey sınırlarının güvenliği için burada özel bir bölge oluşturdu ve burada Hristiyan falanjist bir kumandanın emrinde özel ordu kurdu.

İNTİFADA HAREKETİ

1987 yılı Aralık ayında Filistinliler tarafından İsrail’e karşı başlatılan 1.İntifada hareketine yönelik, intifadanın şiddetle bastırılması görüşünü benimseyenlerden biri olan İzak Rabin, Filistinlilerin evlerini yıkma, şüphelileri mahkemeye çıkarmadan bir yıla kadar gözaltında tutma, Filistinlileri sınır dışı etme gibi uygulamaları başlatmıştır.

Filistinli bir gazete satıcısının Rabin ile ilgili bir açıklaması şöyle: ''O, savunma bakanlığı yaptığı sıralarda gösterileri organize eden ve yönlendiren Filistinlilerin kol ve bacaklarının kırılması emrini vermişti.Filistinlilerin evlerin yıktırılmasının, sürgünlerin ve yerleşim bölgelerinin geliştirilmesinin planlayıcısı da odur.''

1993 yılında İzak Rabin’in ikinci kez başbakanlık görevini yürüttüğü dönemde İsrail ile Filistin Özerk Yönetimi arasında Oslo Anlaşmasına Yaser Arafat ile birlikte imza attı. 1994 yılında ise İsrail ve Ürdün arasında yapılan barış anlaşmasını Kral Hüseyin ile imzaladı.

1994 yılında ise İzak Rabin‘e, Şimon Perez ve Yaser Arafat ile birlikte Oslo Anlaşmaları’ndaki çabalarından dolayı Nobel Barış Ödülü verildi.

ÖLÜMÜ

İzak Rabin, Oslo Barış sürecine karşıtlığıyla bilinen 27 yaşındaki Yigal Amir adında aşırı sağcı bir İsrailli öğrenci tarafından 4 Kasım 1995 günü bir miting sırasında vurularak öldürüldü

Rabin, Tel Aviv’deki İsrail Kralları Meydanı’nda, Oslo Anlaşmasına destek almak amaçlı geniş katılımlı bir mitingde konuşma yapmıştı. Miting bitiminde İzak Rabin arabasına doğru yürürken saldırgan Yigal Amir, İzak Rabin’i silahla ateş ederek ağır yaraladı, ardından Rabin hastanede hayatını kaybetti.  Acil bir kabine toplantısının ardından Şimon Peres, İsrail başbakanlığına atandı. Saldırgan Yigal Amir ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

İzak Rabin'in cenazesine,ABD Başkanı Bill Clinton, Avustralya başbakanı Paul Keating, Mısır Başkanı Hüsnü Mübarek ve Kral Hüseyin gibi birçok dünya lideri katıldı.

Cenaze töreni sırasında ABD Başkanı Bill yaptığı konuşmasını İbranice ''Hoşçakal, dostum'' - ''Shalom, Haver!'' diyerek bitirdi ve İzak Rabin’in naaşı Herzl Dağı’ndaki mezarlığa defnedildi.

İzak Rabin’in ölümünün ardından , öldürüldüğü meydanın ismi Rabin Meydanı olarak değiştirildi. Ayrıca, İsrail’de birçok kamu binası ve sokağa da İzak Rabin’in adı verildi.

KAYNAKÇA;

WİKİPEDİA

YENİAKİT.COM

Henüz Yorum Yapılmamış