Davamız Kudüs Kudüs ile ilgili her şey

Mozaik Binası Rotası

Kudüs Mimarisi ve Mozaik Eserler

Batılı milletlerin 19. yüzyılın sonlarında artmaya başlayan etkileri, mimaride de kendini göstermiştir. Her gelen millet kendi ulusal mimarisini de Kudüs’e getirdi ve şehrin her yerinde batı tarzını inşa edilen binalarla şehri adeta Avrupa mimarisi ile bezenmiş bir müzeye dönüştürdüler. Yerel mimari böyle bir etkiye dayanamadı ve yerel tarz, zaman içerisinde batılı mimari anlayışla bir sentez oluşturdu.

Gezi rotamız

Bu rotanın konusu, Osmanlı döneminde ve öncesinde hâkim olan geleneksel yapı tarzı ve sonrasında 19. yüzyılın ikinci yarısından ve 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren hâkim olan Kudüs mimarisi ile ilgilidir. Genel doğası itibariyle Batı Avrupalı özellikleri çok belirgin olan bu tarzlar Kudüs'te bina projeleri gerçekleştiren her ülkenin mimari karakterini bizlere ayrıntılı şekilde sunuyor. Gezi rotamız orta zorlukta ve gezmek için 1-2 saat gerekiyor. Çok sayıda yokuş olması binaların dış cephelerini her yerden izlemek için bir fırsat oluşturuyor. Maalesef bazı binalara girmek için işgal yönetiminden izin almak gerekiyor. Gezimiz, Filistin Rockefeller Müzesi'nden başlıyor, Salah al-Din Caddesi, Nablus Caddesi, Bab al-Jadid Caddesi'ne devam edip Bab al-Halil’de (Yafa Kapısı) bitiyor.

Rotamızda aşağıdaki eserleri ziyaret edeceğiz:

1- Filistin Müzesi (Rockefeller)

2- Raşidiyye Medresesi

3- Evkaf binası

4- Amerikan Arkeoloji Okulu

5- St. George Katedrali

6- Hindiyya Binası

7- Babü'l Cedid

8- Yeni Imperial Otel

Surları sınır yapıp bu bölgede yaşamak

Mehmet Ali Paşa ve oğlu İbrahim'in Filistin'deki idaresi sırasında, 1831 ile 1840 yılları arasında eski şehir’de hüküm süren koşullar dramatik bir şekilde değişti. Bu değişim süreci Osmanlı yönetiminin Filistin’den çekilmesiyle de artarak devam etti, hatta daha da belirginleşti. Bu değişimin ana unsuru, kalabalıklaşan nüfus, mahalle ve sokaklarda hissedilen zorlu yaşam koşullarıydı. Bu zorlu koşullar, insanların psikolojik ve tarihi engelleri aşmasına ve Kadim şehrin içinde değil de yakınlarında yaşamak için evlerini terk etmesine neden oldu. Eski şehir dışında yaşamak, 1860 yılı civarında ivme kazandı. Dolayısıyla şehir kapıları artık gün batımından şafağa kadar kapalı değildi. 

Kabul Edilen Yeni Mimari Stiller

Bu sosyal harekette daha önemli olan, Osmanlı döneminde zenginleşen geleneksel yapı tarzlarının kademeli olarak durması, Eski Şehrin mimari dokusunda yeni tarzların benimsenmesiydi. Kubbeler, çapraz kemerler ve beşik kemer stilleri azaldı veya tamamen kayboldu ve yerini demiryolu hatlarında kullanılanlar gibi çelik kirişlere dayanan düz, yatay çatılar aldı. Genellikle çatı tasarımları ahşap çerçeve ile inşa edilip tuğla ve kiremitler ile kaplandı. Evlerde ahşap oluşumlar ve oymalar yaygınlaştı ve Avrupa stillerini İslami stillerden daha fazla yansıtan işlemeler ve süslemeler ile kaplandı. Zeminlere gelince, alışılageldiği gibi büyük, eski ve renkli seramikler kullanılmayıp bunun yerine halı formunda yeni bir kaplama kullanılmaya başlandı. Bunlar, İran halılarında yaygın olan, mor, yeşil ve siyah renklerin hâkim olduğu, çeşitli şekil ve boyutlarda yapılmıştır.

Arap İslam Tarzının Devam Eden Etkisi

Yeni Avrupa tarzı yapıların yaygınlaşmasıyla eski şehre ilgi de artmaya başladı. İstekli olan her ülkenin özelliklerini yansıtan binalar artarken, bu dönemde inşa edilen Arap binaları da yeni gelenlerden etkilendi ve Arap İslam mimarlık okulundan gelen zengin bir oryantal tarz şehirde farklı tarzların oluşmasını sağladı. Bu yeni stil özellikle Memlukler ve Osmanlılardan çokça etkilenmişti. Bu etki, binaların girişlerinde, cephelerinde ve pencerelerde, yarım dairesel kemerlerin kullanımında, “Ablak” olarak bilinen yapı taşı sıralarında alternatif renklerin kullanımında ve asma girişlerinde belirgindir. Cepheler, Kubbet-üs Sahra'nın dış cephesinden etkilenerek seramiklerle kaplandı. Pek çok binada cepheler, köşe üçgenleri ve kabartma süslemeler gibi Osmanlı mimarlık okulundan türetilen unsurlarla süslenmiştir. Planlamada, bazılarına eklenen çeşmeler, revaklar, yüksek tavanlar ve makul miktarda doğal aydınlatma ve havalandırma sağlayan açık hava alanları dikkat çekiyor. Bu zayıflayan etki Yahudi ve Hristiyanların dışarıdan aldığı çok büyük maddi desteğe rağmen Arap tarzının sadece kendi halkından destek alabiliyor olmasına da bağlanabilir. Arap inşaat endüstrisi yerel çabalara ve girişimlere dayanıyor ve temel olarak Kudüs çevresindeki varlıklı ailelerle bağlantılı kalıyordu. Bu nedenle, lüks Arap mimarisi sadece, aileler boyunca zenginleşen bir gruba has evlere yansıdı. Gruplaşmalar ve mahalleler böylece Hüseyniler, Nammariler, Dajaniler ve diğerleri gibi ailelerin etrafına toplandı.

Taşın Ustalığı

Mimari dokulardaki ve planlardaki değişime rağmen, Kudüs'teki çoğu yapıda ana malzeme olarak taş kullanılmıştır. Ustaların yeni şekilleri geliştirme, duvar yapma ve geleneksel sanata ekleme konusunda hemfikir olması dikkat çekicidir.

avatar
Davamız Kudüs® @DavamKudus

İki Mücahid, şehid düştükleri zaman bir evin içine defnedilir. Evin duvarına da şehid oldukları tarih ve isimleri yazılır. Burası, Gazze. Allah yolunda can ve malla ticaretin en güzelinin yapıldığı yer inşallah...

avatar
33
397
avatar
Davamız Kudüs® @DavamKudus

İşgalci yahudi kadın esirin teslim edilirken Filistin bayrağı taşıyan bir kolye taktığı görüntüler dikkat çekiyor. Gittiği yerde Nehirden Denize Kadar Özgür Filistin'i anlatacak o da...

avatar
33
397
avatar
Davamız Kudüs® @DavamKudus

Kassam Tugayları Komutan Ebu Ubeyde konuşuyor: "Halkımız, özgürlüğü ve kutsal değerleri uğruna, 15 aydan uzun bir sürede büyük bir bedel ödedi ve çok sayıda şehid verdi. Filistin halkının fedakarlıkları ve dökülen kanları boşa gitmeyecek, bunun sonuçları olacaktır..

avatar
33
397
avatar
Davamız Kudüs® @DavamKudus

Şehid Komutan Yahya Sinvar'a selâm olsun!

avatar
33
397
avatar
Davamız Kudüs® @DavamKudus

Muhammed yalnızca bir elçidir...

avatar
33
397