Zaruri açıklama

0
77

Mübarek Mescid-i Aksa’mıza ait gerek sitemizde gerekse farklı sosyal medya adreslerinde yapılan paylaşımlarda bir görsel eklenmesi düşünülüyorsa ilk akla gelen yer “Kubbet’us Sahra” olur.

Böyle paylaşımlardan hemen sonra “- Niye sürekli Aksa denilince Kubbet’us Sahra resmi kullanılıyor? Bu yanlış bir algıya sebep oluyor. Kullanacaksanız doğru olan Kıble mescidi resmini kullanmaktır. Bu yaptığınız Mescid-i Aksa = Kubbet’us Sahra algısı oluşturuyor. Bu da işgal yönetiminin amaçlarına hizmet ediyor ” tarzında eleştiriler gelir.

Öncelikle bilinmesi gereken Mescid-i Aksa sınırları en son Hz. Ömer (ra) tarafından belirlenmiş yaklaşık 144 dönüm arazinin tamamıdır. İsra suremizde “Etrafını mübarek kıldığımız” iltifatına mazhar olan bir bina değil alanın adıdır. Kaldı ki bu ayetler nazil olduğunda bu alan gayrı müslimlerin işgalindeki Kudüs şehrinin yanı başında tarihi bina kalıntılarının bulunduğu, şehrin atıklarının getirildiği boş bir sahaydı. Fetihten sonra başlayan temizlik, inşa ve ihya hareketiyle bugünkü “temiz, nezih adeta cennet köşesi “ görüntü ortaya çıktı.

144 dönüm alanın surları, taşları, binaları farklı dönemlerde Mescid-i Aksa hizmeti ile şereflenmiş muhtelif İslam topluluklarının hatırasıdır. Birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Hepsini “gözümüz gibi sever, muhabbet besleriz.” Mutlaka bir kıyaslama yapmak gerekirse ( ki kesinlikle gerekmez) –

Kubbet’üs Sahra; 691 yılında yapılmış, ilk günkü haliyle bugüne kadar korunmuş, tam noktası bilinmemekle birlikte Peygamber efendimizin Miracına daha yakından şahitlik etmiş bir yapıdır.

Kıble mescidimiz ise Kubbet’üs Sahra’dan sonra, 715 yılında hizmete girmiş. Tabii hadiseler ve saldırılar sonucu birçok kez yeniden yapılma derecesinde tadilat görmüş bir yapıdır.

İkinci bir itiraz “işgalciler Mescid-i Aksa ile Kubbet’üs Sahra’yı özdeşleştirmemizi istiyorlar çünkü Kıble mescidinde gözleri var” şeklindedir.

İşgalciler için kutsallık atfedilen mekan – kesinlikle hiçbir kanıt bulunamayan, hurafelere dayanann Kubbet’üs Sahra’nın derinliklerinde olduğunu vehmettikleri kutsal emanetlerdir. Fırsat bulsalar Orta Anadolu’ya kadar tüm toprakları isteyeceklerine eminiz ama Kubbet’üs Sahra ve çevresi onlar içinde öncelikli hedeftir.

( Rabbimiz hiçbir hedeflerine vardırmasın, kokusunu bile duyamasınlar inşallah) Bu sebeple tekrar vurgulayalım Mescid-i Aksa’mız da 144 dönümlük alan kutsaldır. Biz taş, toprak, sur, bina demeden her bir zerreyi ayrı ayrı sever ve hürmet ederiz.

Davamız Kudüs Dergisinin 2.sayısının tamamına ulaşmak için tıklayınız

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin