Mavi Marmara Raporu
Mavi Marmara katliamı, terör devletinin uluslararası sularda açık bir şekilde işlemiş olduğu insanlık suçudur. İsrail, Şubat 2006’da yapılan Filistin seçimlerinin ertesinde, Gazze’ye bir dizi siyasi ve ekonomik yaptırım uygulamaya başladı. 2007’den itibaren bu yaptırımlar daha da sertleştirildi. Gazze havadan karadan ve denizden ablukaya alındı. İnsan ve ticari mal giriş çıkışı tamamen sınırlandı. İsrail’in Aralık 2008- Ocak 2009’da 22 gün boyunca sürdürdüğü Dökme Kurşun Operasyonu’yla da tüm yaşam kaynakları kurutulan Gazze’de tarım arazileri, okullar, iş yerleri ve evler yerle bir edildi. Halen Gazze’de 1,5 milyon Filistinli bir açık hava hapishanesinde yaşam mücadelesi veriyor. Gazze halkının %72’si açlık sınırında yaşıyor, bunlardan %65’i çocuk. Çocukların %10’u fiziksel olarak gelişemiyor. Birleşmiş Milletler bu durumu “katlanılamaz” olarak tarif ediyor.
Mavi Marmara katliamı
2010 Mayıs ayında 6 uluslararası sivil toplum örgütü (İHH İnsani Yardım Vakfı, Free Gaza Movement, European Campaign to End the Siege on Gaza, Ship to Gaza Greece, Ship to Gaza Sweden ve The International Committee to Lift the Siege on Gaza) toplanan bağışlarla temin edilen 6000 tonluk insani yardımı Gazze’ye ulaştırmak için bir yardım filosu oluşturdu.
Filo insani yardımla birlikte 750 aktivisti de taşıyordu. Almanya, Kuveyt, İsrail, İrlanda, İsveç, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Fas, Yemen, Mısır ve Cezayir gibi 37 ülkeden gelen aktivistler arasında 15’ten fazla milletvekili, 60’ın üzerinde uluslararası basın mensubu, sanatçılar ve Nobel Barış ödüllü aktivistler de yer alıyordu. Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan ve sadece yardım gönüllüleri ile insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara, Sfendoni, Challenger I, Eleftheri Mesogios, Gazze I ve Defne Y gemilerinden oluşan Gazze Özgürlük Filosu, 31 Mayıs 2010 günü İsrail askeri güçlerinin hukuk dışı saldırı ve müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Bu saldırı esnasında ve devam eden süreçte 10 insani yardım gönüllüsü hayatını kaybetti, 56’sı ağır yaralandı. Filo katılımcıları hiçbir yasal dayanak olmaksızın hapsedildi, yaralılara kelepçe takıldı, bazı yaralılar günlerce hücrelerde alıkonuldu ve kendilerine işkence ve kötü muamelede bulunuldu. Filo katılımcılarının tamamı kötü muameleye maruz bırakıldı, hapsedildi, şahsi eşyalarına el konuldu ve gemilere çeşitli maddi zararlar verilmek suretiyle birçok haksız fiil işlendi.
Gazze Özgürlük Filosu
Neden Gazze?
36 ülke vatandaşını Gazze Özgürlük Filosu’na katılmaya teşvik eden Gazze’de yaşanan insani krizdir. Uluslararası Af Örgütü’nün, Oxfam’ın, Care International UK’nin, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin ve BM’nin hazırladığı raporlara göre Gazze’de yaşayan 1,5 milyon insanın 1,1 milyonu yiyecek yardımına muhtaçtır. Gazze’de işsizlik oranı %50’nin üzerindedir. 2008’in aralık ayında başlayan ve 22 gün süren İsrail saldırısında 313’ü çocuk ve bebek olmak üzere 1.383 Filistinli hayatını kaybetmiş, Gazze’nin zaten son derece sorunlu olan altyapısı iflas etmiş, kanalizasyon sistemi çökmüş, elektrik üretimi neredeyse sıfırlanmış, hastaneler ve fabrikalar yıkılmış ve kişi başına düşen sağlık hizmeti imkânı dramatik derecelerde azalmıştır. Gazze’deki hastanelerin pek çoğu en temel tedavi imkânlarına bile sahip değildir. İsrail’in Gazze’ye yönelik Dökme Kurşun Operasyonu sonucunda Gazze’deki binaların %14’ü yıkılmış, ambargo altındaki bölgeye inşaat malzemelerinin girişine izin verilmemesi nedeniyle yıkılan binaların yerine yenileri yapılamamıştır. 31 Mayıs’ta yaşanan Mavi Marmara saldırısının ardından, İsrail Gazze ablukasını “azaltana” kadar, Gazze’ye çay, ayakkabı, kâğıt dâhil pek çok malzemenin girişi yasaktı. Ve Gazze’nin ihtiyacı olan yardım malzemeleri İsrail’in ambargosu yüzünden bölgeye ulaşamıyordu. Bugün de Gazze’deki insani trajedi ambargo nedeniyle sürmektedir. İsrail’in uyguladığı Gazze ablukası hem devletler hem BM İnsani Yardım Komisyonu ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi başta olmak üzere pek çok STK tarafından “yasa dışı” ilan edilmiştir. Filistin’in tamamında ve doğal olarak Gazze’de yaşanan insani trajedinin geçmişi sadece üç sene öncesine dayanmıyor. Bu sorun neredeyse 60 yıldır Ortadoğu ve Avrupa’yı yakından ilgilendiren ve şu ana kadar çözüme ulaştırılamayan “en büyük uluslararası problem” olarak tarihteki yerini almış durumdadır. Sömürgecilik geçmişi nedeniyle Filistin sorunu doğrudan Avrupalı devletlerin sorumluluğu altındadır. Filistin meselesi 1947’den bu yana Avrupa’nın da sorunudur. Mavi Marmara gemisiyle sembolleşen Gazze Özgürlük Filosu evrensel değerleri yücelten bir barış girişimidir. 36 ülkeden katılımcının yer aldığı filo; sayısız insan hakları ihlallerinin gerçekleştiği, en temel hak olan yaşama hakkının dahi ihlal edildiği, kıtlık tehlikesinin görüldüğü bir bölgeye yapılabilecek en insani girişimi gerçekleştirmiş, bölgede yaşayan 1,5 milyon insana yardım etmek istemiştir. Tarihte Gazze Filosuna benzer uluslararası girişimlerle pek çok yardım organizasyonu düzenlenmiştir. İspanya İç Savaşı sırasında başta Yeni Zelanda ve Avustralya gibi uzak coğrafyalar olmak üzere tüm dünyadan gelen insani yardımlar faşistlerin tüm engellemelerine rağmen İspanya halkına ulaştırılmıştır. 1941 yılında Almanya işgali altındaki Yunanistan’da yaşanan kıtlık döneminde, uygulanan ambargoya rağmen, Türkiye tarafından hazırlanan onlarca gemi yardım malzemesi Yunanistan’a ulaştırılmıştır. 1948-1949 yılları arasında Batı Berlin’e eski Sovyetler Birliği’nin uyguladığı ambargo, ABD ve İngiltere tarafından oluşturulan hava koridoruyla aşılmış, uçaklarla Batı Berlin’e iki seneye yakın süre ile yardım malzemeleri taşınmıştır. Çanakkale Savaşı sırasında Hindistan’dan kalkıp gelen, Müslüman doktor heyeti gece gündüz durmaksızın yağan bombaların arasında yaralıları tedavi etmeye çalışmıştır. Yine 1992-95 Bosna Savaşı sırasında tamamen abluka altında bulunan başta Saraybosna gibi kentlere her türlü zorluğa rağmen ulaşan yardım kuruluşları gibi… Yardım faaliyetleri 2.Dünya Savaşı’nda bile hiçbir ülke tarafından engellenmemiştir. Sayısız uluslararası anlaşmada yardım faaliyetleri yapan kuruluşlara dokunulamayacağı ifade edilmiştir. “Neden Gazze?” sorusu bu gerçekler ışığında tamamen anlamsız ve önemsizdir. Önemli olan dünyanın neresinde olursa olsun hangi milliyete, fikre, inanca ve felsefeye sahip olursa olsun yardıma muhtaç olanın yanında olmaktır. 2008 Aralık-2009 Ocak dönemindeki Gazze saldırılarının akabinde, İsrailli yetkililer Gazze’ye insani yardım malzemesinin geçişine izin verdiklerini beyan etmişlerdi. Buna istinaden İHH İnsani Yardım Vakfı, 2009 yılının ocak ayında Gazze’ye kara ve deniz yoluyla yardım götürmek için İsrailli makamlara başvuruda bulundu. Ancak sene içerisinde birkaç kez yinelenen bu başvuruya İsrail makamları tarafından yanıt verilmedi. Gazze’de yaşanan insani durumun kötüleşmesi üzerine uzun yıllardır Filistin’e yönelik çalışmalar yürüten İHH İnsani Yardım Vakfı, geçtiğimiz ocak ayında ambargonun delinmesi ve Gazze halkına yardım ulaştırılması için "Filistin’e yol açık" adlı bir organizasyon gerçekleştirdi.
Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine saldırarak tüm dünyanın tepkisini çeken İsrail, kozmopolit ve barışçıl vatandaşları ile bilinen şehir-devlet Hong Kong'da da protesto edilmişti. Yüzlerce aracın katılımıyla kara yoluyla gerçekleştirilen organizasyonun ardından hedef, Gazze’ye yönelik ablukanın bu kez deniz yoluyla 9 gemilik insani yardım filosu ile delinmesiydi. Türkiye ayağı İHH’nın koordinasyonunda gerçekleştirilen "Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım" sloganıyla yola çıkan Gazze Özgürlük Filosu'nun partnerleri dünyanın farklı bölgelerinde Gazze için çalışmalar yapan The Greek Ship to Gaza Campaign, The Swedish Ship to Gaza, The Free Gaza Movement, The International Committee to End the Siege on Gaza, The European Campaign to End the Siege on Gaza (ECESG) gibi kurumlardı. İnsani yardım filosu ile üç yılı aşkın bir süredir ambargo altında bulunan, en temel insani ihtiyaçların bile karşılanamadığı ve geçtiğimiz sene yaşanan 22 günlük İsrail saldırılarıyla tamamen yerle bir edilen 1,5 milyonluk Gazze için yeni bir yardım koridoru oluşturmak hedefleniyordu. Bu şekilde uzun süredir mahrumiyet içerisinde yaşayan Gazze halkının biraz olsun rahatlatılması amaçlanmaktaydı. Önemli bir kısmı inşaat malzemelerinden oluşan 10 bin tonluk insani yardım malzemesi taşıyan insani yardım filosu, uzun süredir dünya kamuoyunun gündemine gelmeyen Gazze’yi yeniden güçlü bir biçimde uluslararası karar alıcıların, devletlerin gündemine getirmeyi ve bu şekilde bölgedeki ambargonun kaldırılması için güçlü bir inisiyatif oluşturulmayı hedeflemekteydi. Gazze’ye ulaşacak olan bu filonun taşıdığı yardım malzemeleri ile Gazze halkının temel ihtiyaçları karşılanacak, hastalar tedavi edilecek, İsrail saldırıları ile yerle bir olan okul, hastane ve sağlık merkezleri yeniden inşa edilecekti. Evsizler için barınaklar, Gazze halkı için rehabilitasyon merkezleri ve çocuklar için oyun parkları kurulacaktı. Bunun için Latin Amerika’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Ortadoğu’dan Uzakdoğu’ya kadar 36 ülkeden farklı dil, din ve ırktan yüzlerce insani yardım gönüllüsü Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için bu filoda bir araya geldi. Gazze Özgürlük Filosu, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada yeni Gazze’lerin olmaması, bölge ve dünya barışının sağlanabilmesi için önemli bir fırsat olarak görülmekteydi. Uluslararası barış gemilerinin Ortadoğu’nun içinde bulunduğu savaş ve kaos ortamından sıyrılması, bölgede yeni bir yumuşama oluşturması ve sorunların çözümüne yönelik yeni bir soluk getirmesi umulmaktaydı. 36 ülkeden 700’ün üzerinde aktivistin katıldığı organizasyon, Gazze halkına umut vermeyi ve akabinde ambargonun sonlandırılmasını, özelde bölge barışına genelde dünya barışına katkıda bulunmayı hedeflemekteydi; ancak insani yardım filosu Akdeniz’de uluslararası sularda seyir hâlindeyke
